@qipcaks
Güzel bir tartışma geçmiş diyebilirim tabii yaklaşım olarak çok fazla atlanan konu mevcut. İşi sadece matematiğe döküp aşırı net konuşmakla Erim Erdi kadar havada kalacak şekilde konuşmak benim gözümde aynı tutarsızlığa yol açıyor. İnsanı geçtim görsel iletim ile işitsel iletim arasında bile aşırı derecede verimlilik farkı varken tutup da 1080p-4K veya FPS farkını bile belirsizliğe sürükleyip bir de bunu sesle kıyaslaması beni de bitirdi cidden. Görsel hafızamızın işitsel hafızamızdan çok daha iyi olmasını geçtim iki farklı ekranı yan yana koyup gözlemleme lüksümüz bile var burada bile hala algılıyoruz gibi kelimelerle işi bulandırmak çok saçma geliyor.
Açıkçası Erim Erdi’yi tanımıyordum fakat yaklaşım olarak rahatsız edici boyutta basit dille anlatıp bir de işi bulandırıyor olması tamamen geyik muhabbeti için konuştuğunu gösteriyor. Netlik yok videonun tamamını da izlemedim onun yerine PS Audio CEO’sunu dinlerim daha iyi en azından daha net konuşuyor ve çok iyi fikirler veriyor. Erim Erdi’nin bakış açısı doğru olabilir ama anlatım biçimini beğenmedim.
Sizin de yaklaşımınız sadece sayıdan ibaret oluşu üzüyor açıkçası. Attığınız link cidden çok iyiydi tamamını okudum. Ben kayıt nasıl alınmış diye de bakmam açıkçası. Yani beğendiğim bir sanatçı 16/44.1 aldı diye masamı fırlatıp nasıl olabilir diye çıldırmıyorum bir de boyuttan tasarruf edeceğim diye mp3 320′ye de çevirmiyorum dosya boyutu çok yüksek olsa bile.
Her ne kadar çok iyi IEM de kullansanız sesi çok küçük bir noktadan aldığınız için kulağınız ne kadar eğitilmiş olsa da sesleri ayrık duymadığınız için bitrateler arası farklılığı almanız zor olacaktır. Hoparlör veya kulak üstü bir kulaklık çok daha rahat kıyaslama yapmanıza olanak tanır. Burada yapılan metodun eleştirdiğim noktası insan kulağının kapasitesini çok zor şartlar altında tutmanızdır. Konu kullandığınız cihazın yetersizliğinden çok küçücük bir noktada bütün seslerin bir aradan duyulduğu bir yerde kör test yapmanız.
Müzik servislerinde Deezer ve Tidal kullandım. Deezer’ı kullandığım zamanlar ekipmanlarım aşırı kötüydü verdiğim para boşa gidiyordu diyebilirim. Tidal’da ise zaten ufak ufak arşiv yapıyordum. Şahit olduğum iki olaydan sonra Tidal’ı direkt bıraktım. İlki sevdiğim albümün ilk parçasına Master damgası koyması diğeri ise arşivimde var olan müzik dosyası ile kıyasladığımda kötü kaydı elinde barındırıp servis ettiğini fark etmemdi.
Müzik servisleri arasında fark var olaya sadece matematik ile bakarsanız tabii ki fark yok dersiniz ancak kullanılan codecler ve tutulan kayıtlara göre kalite farkı hissediliyor bazen de gözle görülür denecek cinsten fark ediliyor Tidal’da verdiğim örnekteki gibi.
Dijital çözümde ben bitrate farkından önce kayıt kalitesine ve bit-perfect dinliyor muyum dinlemiyor muyum diye bakarım. Sonrasında bitrate ve dinamik aralık konuşulur zaten. Bitrate bazında aradaki ufak nüanslar için 40 taklayı ben şahsen atmam ekipmanlarım o kadar mükemmel değil zaten. Öte yandan 24/96 da çok boyut tutuyor deyip de onu mp3 320′ye dönüştürmem niye dosyayı bozayım ki?
Şu eklemeyi de yapayım. Bazen youtube’dan müzik açıyorum (kaydı mükemmel olan bir müzik) o müziği rastgele bir online dönüştürücüde dönüştürüp Foobar2000′de açtığımda bile fark alıyorum. Bu yöntem saçma gelebilir sana ama bu bile aslında müzik servisleri arasında da fark olabileceğini gösterir. Yani müzik servislerine aynı demek de bu yöntem kadar saçma. 😃
Benim ekipmanlarım o kadar iyi değil bunda kıyasladığımda alt tonlarda fark yaşadım mp3 320 ile 16/44.1 wav dosyası arasında. İkisi de bit-perfect şeklinde dinlendi. 16/44.1 ötesinde de belki ses daha yumuşak geliyordur çözünürlük arttığı için.