Sennheiser HD660 S, Hifilife mağazasından satın alınmıştır. Yazı üretici firmadan tamamen bağımsız, kendi dürüst görüşlerimi içerir._

GİRİŞ
Herkese merhaba. Bu yazımızda Sennheiser HD660 S ile birlikteyiz.
Sennheiser’ın HD6 serisi hepimizin bildiği gibi çoktan efsane olmuş, odyofil camiada çok sevilen ve popülerliğini koruyan, geniş bir kitle tarafından halen kullanılan bir seri. HD650 benim de aldığım ilk üst seviye kulaklıklardandı. Şu anda piyasa çok değiştiği için artık ancak orta seviye kalabiliyor, fakat orijinal sesi ve kişisel sebeplerle birçok kişinin “son nokta” kulaklığı olduğu da açık. Başka kulaklıklara geçmeyen ve HD650’de aldığı sesi başka kulaklıklarda bulamayan insanlar görebilirsiniz. 2 kez alıp satmış olduğum HD650’yi uzun süreler çok severek kullandım. Amfi kalitesi ve gücüyle doğru orantılı olarak yukarı doğru bir performans gösteriyor olsa da, neredeyse her kulaklıkta olduğu gibi eksik kaldığı noktalar da mevcuttu.
Sektörde pek çok gelişme yaşanmasına, pek çok alternatif teknolojinin ilerlemesine karşın, dinamik sürücüye sahip kulaklıkların hala söz sahibi olduklarını söylemek mümkün. Elbette bu alanda uzun yıllardır faaliyet gösteren Sennheiser’ın da söyleyecek bazı sözleri vardı. Firma son dönemde bazı ikonik kulaklıklarını yenileme yoluna gitti. IE800S, HD800S ve HD820 gibi modeller piyasaya sürüldü. HD6 serisinin HD6XX isminde bir Massdrop versiyonu da oldukça uygun bir fiyatla satıldı. Sennheiser’ın eski malzeme ve driver stoklarını değerlendirmesi olarak yorumlanabilecek Massdrop hamlesi, HD660 S ismiyle yeni bir modelin sunulmasının ardından arka planda kalmış oldu. HD660 S, Massdrop versiyonu gibi bir yineleme değil, tamamen yeni bir model olarak tanıtıldığında elbette herkes efsane serinin devam modelinin performansını merak ediyordu.

HD660 S
İnternette HD660 S ile ilgili bilgilere baktığınızda, Jude’un HD660 S sürücüsünü Sennheiser HD700’ün sürücüsüyle karşılaştırdığı Head-Fi mesajına denk gelebilirsiniz. Sennheiser bu modele HD700 modelinde kullandığı sürücüyü koymayı tercih etti. Elbette bu HD700 gibi bir ses verdiği anlamına gelmiyor, zira tuning ve kulaklığın fiziksel tasarımı da seste çok fazla söz sahibi oluyor. Bu açıdan kulaklığa HD700 çerçevesinden ziyade, HD600/650 modellerinin bir evrimi olarak bakmak mantıklı olacaktır.
Sennheiser’a göre yeni diyafram tasarımı, diyafram hareketinin daha iyi kontrol edilmesini sağladı ve böyle distorsiyon azaltıldı. Yeni bir dönüştürücü (transducer) tasarımı ile daha düşük harmonik bozulma elde edildiği söylenen kulaklığın, bu tasarımı ile özellikle HD650’nin mirasını devraldığı belirtiliyor. Kulaklık HD650’den belli noktalarda farklılıklar ve ilerlemeler göstermiş durumda ancak HD650’nin ses karakterini ileriye götürmektense biraz daha farklı bir sunum yapıyor. Tabi buna ses kısmında değineceğim.
PAKET
HD660 S klasik ve büyük bir siyah Sennheiser kutusunda geliyor. İçerisinde kulaklığın oturacağı kesilmiş bir köpük malzeme bulunuyor ve alt kısımda da 2 farklı kablo mevcut. Kablolardan bir tanesi klasik 6.3mm jaka sahipken, diğeri artık yeni bir standart olarak yerleşmeye başlayan 4.4mm balanslı kablo. Bu kablo orijinal 4.4mm Pentaconn jak ile geliyor ki benim kulaklığı alma sebeplerimden bir tanesi buydu. Ek olarak 6.3mm – 3.5mm çevirici bir ara kablo da paket içeriğine dâhil. Pakette bunların haricinde bir şey yok ve eskisinden farklı bir sunum söz konusu değil.
DİZAYN - YAPI
“Sorun yoksa değiştirme” mantalitesini uygulayan Sennheiser, HD660 S’in tasarımında, ızgaralara logo eklemek, kafa bandına bir Sennheiser yazısı koymak ve komple siyah mat boya dışında bir değişikliğe imza atmadı. Fakat bu gerçekten “zamansız” dedikleri türden efsane bir tasarım. Halen de günümüze uygun ve güncel göründüğünü düşünüyorum.
HD650’nin klasik problemi olan kafa bandında boya kalkması problemini de, tıpkı HD6XX modelindeki gibi yeni bir boya ile çözen Sennheiser, kulaklıkları yine İrlanda’da ürettiriyor. Açıkçası sırf farklı bir görünüş vermek için tasarımın değişmesindense, en iyi ses performansı için bozulmadan korunmasını tercih ederim. Kaldı ki kulaklık siyah rengi ve yeni ızgaralarıyla zaten oldukça güzel görünüyor. Aynı zamanda ızgaraların iç kısmının daha rahat gözüktüğünü fark ettim HD650’ye göre. Boya farkından mıdır bilmiyorum ama fotoğraflardan da görebileceğiniz gibi kulaklığın çok hoş göründüğü kesin.

Yapı kalitesi olarak her zamanki gibi tamamen modüler olan tasarımdan ötürü her türlü parçayı değiştirmeniz mümkün. HD660 S sağlamlık açısından sorun oluşturmayacak bir kulaklık. Zaten HD6 serisinin 650’deki boya kalkması harici öyle kronik, bilinen bir falsosu bulunmuyor. Plastik malzeme de hafiflik anlamına geldiğinden benim için bir problem yok. Açık tip bir kulaklık olduğundan ve nispeten amfi gücüne ihtiyaç duymasından ötürü zaten ev / ofis ortamından pek çıkarılacak bir cihaz olmadığı için, bu konuda bir endişe taşımak yersiz olacaktır.
KONFOR
HD660 S önceki abileri gibi yine çok hafif ve oldukça konforlu. Ayrıca bende padlerin daha kalın olduğu izlenimi oluşturduğunu belirteyim. Böylece kulağı daha iyi sarıyor ve driver ünitesine biraz daha mesafe kalmış oluyor. Kulaklık yeni olduğu için mi emin değilim fakat mağazada yaptığım dinlemede açılmış olan üründe de aynı izlenimi aldım. Aynı şekilde açık bir HD650 de vardı ve kıyaslama amaçlı kafama taktığımda HD650’nin padleri daha ince geldi.
Kafa sıkıştırma gücü yeterli ve çok fazla değil. Elbette kullandıkça da açılıyor kulaklık o sebeple ilk taktığınızda rahatsız etse bile zamanla gevşeyecektir. Araya kitap koyarak esnemesi için birkaç gün bırakmak gibi odyofilllere has teknikleri de elbette uygulayabilirsiniz. Genel olarak uzun süreler takılabilecek bir kulaklık. Tek problem kulaklık yeniyken üst pad kafaya 2 noktadan biraz baskı yapıyor fakat aynı şekilde bu da kullandıkça rahatlayacak bir durum.
Tamamen açık tip bir kulaklık olduğu için elbette yalıtım söz konusu değil.
SES
HD660 S’in sesini ele almak için öncelikle HD600/650 modellerinden kısaca bahsetmek gerekli diye düşünüyorum. HD600, (bir nebze Grado kulaklıklara benzer biçimde) Rock müzik severler için her zaman tercih sebebi olan, HD6 serisinin hızlı kulaklığıydı. Özellikle nötr bir tonlaması olan kulaklığın çözünürlüğü ve genel temizliği çok sevildi. HD650 ise daha yavaş olmasına karşın, Rock müzikten ziyade vokal ağırlıklı, Caz veya biraz daha basslı türler olan Pop, RnB gibi türlerde sevilen bir modeldi. HD650’nin pürüzsüz ses veren, karanlık ve koyu yapısı, ben de dâhil birçok müzikseveri yıllarca memnun etti. Özellikle mid sunumu anlamında öyle bir yumuşaklığı ve müzikal yapıyı başka kulaklıklarda bulmak zordu.
Sonuç olarak ortada ikisini de seven bir grup, bunun yanında sadece HD600’ü seven veya sadece HD650’yi seven bir grup vardı. HD660 S ise, sanki bu iki kulaklığın bir hibrit versiyonu gibi çalıyor. Dolayısıyla hem HD600 hem de HD650’yi seven gruba hitap etmiş diyebilirim. HD660 S, HD600’ün temiz sesine, hızına ve transparan yapısına sahipken, aynı zamanda HD650’nin sevdiğimiz bas tepkisine, doğallığına ve mid tonlamasına da sahip. Bana sorarsanız HD6 serisin için bundan daha güzel bir evrim de olamazdı.

BAS
HD660 S’in bas performansı öyle çok kulak titreten, çok derinlere inen veya çok iyi vuruş gücüne sahip olan bir bas değil. Zaten bu seride Sennheiser hiçbir zaman böyle bir şey amaçlamamıştı fakat tekrar etmek gerektiğini düşünüyorum bu durumu. Beklentiler yanlış oluşmamalı. Bas oldukça kaliteli bir şekilde kulağa iletiliyor, vuruşlar esnasında herhangi bir bozulma veya sıçrama durumu kesinlikle yok. Miktar açısından ise biraz daha vuruş gücü ve yoğun bir performans bekleyenleri üzebilir.
Öte yandan açık kulaklıklara ve de HD6 serisine aşina olanlar yadırgamayacaktır. Altların performansı bana göre böyle bir kulaklık için optimum seviyede tutulmuş olsa da, bir miktar daha “kick” fena olmazdı diye de eklemek istiyorum. Yani bas miktarı örneğin Audeze kulaklıklar ile kıyaslandığında düşük kalıyor. Bu elbette bağladığınız amfiye göre ufak değişmeler gösterecektir. Bununla beraber fikrimce hangi amfiyi bağlarsanız bağlayın bir Audeze bası duymanız zor, ekolayzır yapmadığınız müddetçe. Ben bunun için foobar2000’de bir miktar ekolayzır denedim ve iyi sonuç aldım. Zaten bir miktar daha bas fena olmazdı dememin sebebi de bunu ekolayzır ile de olsa duymuş olmam. Yine de eklemem gerekir ki bas miktar bakımından HD600’den ziyade HD650’ye benziyor. Sennheiser’ın buradaki başarısı ise bası HD650 tipinde vermesine karşın, HD650’nin aksine seste bir yavaşlık olmaması.
Basın miktarı haricinde kalitesi bu fiyat seviyesi için olabilecek en iyi seviyelerde. Toparlanması çok iyi, hızlı parçalara yetişmekte çok zorlanmıyor ve diğer frekanslara maydanoz olmuyor. Bu açılardan kesinlikle üzmeyecek bir kulaklık HD660 S. Kalite anlamında belki eksik diyebileceğimiz tek kısım altlara doğru uzama, ama bunun miktarla da bağlantısı olduğunu düşündüğümden çok kalite penceresinden bakamıyorum bu duruma. Odak genel anlamda midbas tarafında olduğundan çok güçlü sub performansı beklemeyin derim.
MİD
HD660 S’in mid performansında en sevdiğim kısım HD650’ye olan benzerliği. Belki o derece sıcak bir sunuma sahip değil fakat miktar, tonlama ve genel sunum 650’ye çok benziyor. Ama en güzel tarafı, bu benzerliği yakalamakla beraber çözünürlüğün daha yüksek ve transparanlığın daha iyi olması. HD660 S esas farkını burada yaratıyor ve Sennheiser mühendislerinin kulaklığa geçirttiği evrimi çok net belli ediyor.

Midler koyu bir arka plan üzerinde oldukça doğal, detaylı ve iyi bir çözünürlükle sunuluyor. HD600’ün (nispeten) cılızlığı veya HD650’nin oldukça koyu ve kalın yapısını düşünün. Sonra bu kulaklığı alın ve ikisinin ortasına yerleştirin. Yani ne HD600 kadar ince ve cılız bir mid yapısına, ne de HD650’deki koyu yapıya sahip. Belli ölçüde müzikalite mevcut olsa da bunu 650 kadar kalın ve orta düzey çözünürlükle yapmıyor. Kulaklığın bu sebeple esas başarısının midlerde olduğunu düşünüyorum.
Elbette burada HD650’ciler kulaklıklarını kullanmaya devam etmeyi tercih edebilirler çünkü 650’deki o sıcaklık ve özellikle kadın vokallerdeki ipeksi doku yok. Ancak 650’deki perde sizi rahatsız ediyorsa çözüm kesinlikle 660 S.
TİZ
Tizlerde kulaklık oldukça bonkör fakat agresiflik çok iyi biçimde törpülenmiş durumda. Yani bir HD600 ve ona benzer şekilde bir Grado yapısı yok. Tizlerdeki incelik / kalınlık dengesi çok iyi yakalanmış ve bununla birlikte detay seviyesi de yüksek diyebilirim. Uzama başarımı da bu fiyat için oldukça iyiyken, aynı zamanda zilleri tane tane verebilmesi de önemli bir husus. Genel olarak belirgin ama çok öne çıkmayan, midlerin yeri geldiğinde parlamasına izin veren bir yapıdalar. Yerleşimleri de gerçekçi olmuş.
Kulaklık bu noktada da HD650’den kalite anlamında daha üst seviyede bir iş yapıyor ve bana kalırsa net şekilde üstün geliyor. Daha net ifade etmek gerekirse HD660 S sadece ufak bir güncelleme veya farklı bir alternatif oluşturma çabasından öte bir kulaklık diye düşünüyorum.
Pek çok kişi bu modelin hem HD600 hem HD650’yi sevenler için, bu iki kulaklığın tek bir potada eritilmiş bir versiyonu olarak sunulduğunu düşünebilir. Evet, kulaklık ses karakteri babında ikisinin ortası gibi bir sunum yapsa da, genel kalite ve teknik konularda bu üç modelin en iyisi konumunda.
TEKNİK PERFORMANS
HD660 S teknik konularda iyi başarıma sahip bir kulaklık. Önceki modellerin üzerine koyduğu farklardan biri sahne performansı. HD600/650, ikisi de genel kitlenin kabul ettiği üzere nispeten dar sahne kuran kulaklıklardı. HD660 S ise algılanan sahnenin hafifçe genişlemesini sağlarken aynı zamanda gerçekçi bir konumlama ortaya koyuyor. Daha yüksek fiyat seviyelerinde elbette çok daha iyi işler yapan açık tip kulaklıklar mevcut fakat bu seviye için bir kusur bulmam zor.
Ancak kusur bulmaya çalışırsam, sahnenin derinliği konusunda daha iyi kulaklıklar dinlediğimi söyleyebilirim. Fakat bu kulaklıkların çoğu daha yüksek fiyatlı ürünlerdi. Yine de kulaklık enstrüman yerleşiminde bir miktar daha derinlik kurabilseydi muhteşem olurdu diyorum.
Bunun haricinde ayrım performansı da bu fiyat seviyelerinde oldukça memnun edecek bir başarıma sahip olsa da, HD6 serisinden alışık olduğumuz, enstrümanların nispeten küçük bir alana yerleşmesi durumu devam ediyor. Daha boşluklu ve geniş bir yapı bekleyenler daha yüksek fiyat düzeylerine göz atmalı. Dinamizm açısından ise yine önceki iki modelden, özellikle de HD650’den 1 tık daha üstte görüyorum.

Sürülme konusuna değinirsek, HD660 S bildiğiniz gibi önceki modellerden bu konuda da ayrılıyor. 300 ohm’dan 150 ohm empedans değerine düşürülen kulaklığın sürülmesi daha kolay. Bununla birlikte elbette en iyi performansı almak için bir masaüstü amfi önemli. Özellikle alırken mağazada bağladığım HDV 820 amfi ile performans şahaneydi. Transparanlık ve genel dinamikler oldukça üst düzeylere tırmandı.
Bunları söylerken, aslında kulaklığı almamın en önemli sebebi içerisinde gelen orijinal Pentaconn jaklı 4.4mm kablo idi. Neden derseniz kulaklığın 4.4mm dengeli bağlantı ile Sony WM1A’dan verdiği ses gerçekten harika. Özellikle eğer benim gibi cihazın ses limitini kaldırdıysanız sessiz bir ortamda herhangi bir sürme zorluğu yaşanmıyor. İkisi arasındaki uyum şahane ve özellikle caz parçaları dinlemek benim için büyük keyif. Açıkçası bu benim için bir sürpriz de oldu diyebilirim. DAP’tan direk böyle bir performansı duymayı beklemiyordum.
Bir not olarak, öğrendiğim kadarıyla kulaklığın WM1Z ile uyumu daha da harikaymış ki WM1Z’yi 3 ay kullandığım için aralarındaki sinerjiyi az çok tahmin edebiliyorum. Harika olmalı. Bunun haricinde kulaklık için bir masaüstü amfi almış değilim. Şu anda WM1A haricinde iFi Nano iDSD BL ile kullanıyorum ve açıkçası Nano pek hakkını veremiyor. Şartlar el verirse bir masaüstü amfi edineceğim.
SON SÖZ
HD660 S, muhtemelen HD650 kadar ikonik bir yere sahip olmayacak. HD650 pek çok kulaklıktan sıyrılan eşsiz bir karaktere sahip olduğundan bu önermeye katıldığımı söyleyebilirim. Fakat eğer teknik başarımdan bahsedeceksek, bu kulaklık önceki 2 orijinal modele karşı kesinlikle bir fark koymuş durumda. Bu da benim gözümde kulaklığı tartışmasız başarılı yapıyor. Sadece karakter anlamında bir opsiyon olsaydı eleştirilebilirdi, ancak durum öyle değil.
Bu sebeple imkanı olan arkadaşların Kanyon’daki mağazaya, veya bulabilirlerse başka bir yere gidip denemelerini tavsiye ederim. Kulaklığı mutlaka bir noktasından beğeneceğinize eminim. Sennheiser’ı bu evrim sebebiyle tebrik ediyor, herkese keyifli dinletiler diliyorum.
